Etiketler

“İnsanlar arasında bir dosta sahip olmanın beni gururlandırıp mutlu edeceğine inanır mısınız? Ancak, bugüne dek şeytanlar arasında, ucubeler, iğrençler, bilginin dilsiz kıldığı hayaletler, gulyabaniler arasından, kısacası, yazın adamlarından dostlar edindim. Kimi zaman bir kürsüye çıktığım olur; herhangi bir salonda, beni dinlemek için gelen insanların karşısında bulunurum. Yalnızca o zaman şu deneyimi yaşarım: Çevremdeki halka bakarken, gözümü kendime çeviririm; kendimi, gizlice dinleyicilerin arasında benim için gelen, hayranlık ve minneti bana doğru yükselen, sanatımın beni kendime ülküsel bir bağla bağladığı kimseyi ararken, yakalarım. Ama aradığımı bulamıyorum… Belki de buluyorum, pek iyi tanıdığım sürüyü, kalabalığı, ilk Hıristiyanlara benzeyen bir topluluğu, kaba ve hantal bedenli, ince ve zarif ruhlu insanları, her zaman düşen insanları… ne demek istediğimi anlıyorsunuz; bunlara göre şiir yaşamdan alınan tatlı bir öçtür… her zaman acı çeken, istekle ve özlemle dolu, yoksul kimseleri buluyorum ve asla ötekilerden birini, yani mavi gözlülerden, ruha gereksinmesi olmayanlardan birini değil!.Ve sonra, öteki türlü olsaydı, buna sevinmek, acınacak bir mantıksızlık olmaz mıydı? Yaşamı sevmek, bununla birlikte bütün araçlarla onu kendinden yana çekmeye, inceliklere, karaduygululuğa, yazının bütün hastalıklı soyluluğuna kazanmaya çalışmak saçma ve anlamsızdır. Yeryüzünde yazının saltanatı artıyor, sağlık ve masumluğun hükmü azalıyor. Şimdi bu azalandan geri kalanı en büyük bir özenle korumalı, anlık görünümleriyle süslenmiş kitapları hâlâ seve seve okuyan insanları, şiiri sevmeye sürüklememelidir.”

Reklamlar