Etiketler

“Siz şık bir beyefendi olmuşsunuz, redingotlu üstelik! İşte bu, benim özgürlüğümle asla bağdaşamayacak bir üniforma. Ama siz herhalde yüksek sosyeteyle düşüp kalkıyor, ziyaretler yapıyorsunuz! Benim gibi yarı yıkık bir mezarın önünde hayaller kurmak için, boyunbağımla ceketim uygun. Salonların iğrenç, benim nefes alamadığım havasına bir dakika olsun katlanmakla, geleceğinizi Peygamber’in nefretine, lanetine teslim ediyorsunuz. Ben olduğum yerden görüyorum: Siz ‘ferah gönüllerle, şato sosyetesiyle düşüp kalkıyorsunuz; işte çağımızda burjuvazinin kötü alışkanlığı bu. İşin doğrusu şu ki ben bu dünyaya ait değilim; kendimi sürgünde hissediyorum burada; beni burada tutmak, başka bir âleme kaçmamı önlemek için yerçekimi yasasının bütün gücüyle uğraşması gerekiyor. Ben başka bir gezegene aitim. Elveda, bu Vivonne köylüsünün, hattâ Tuna köylüsünün eskiden kalma açıksözlülüğünü kötüye yormayın. Size değer verdiğimi kanıtlamak için, son romanımı göndereceğim. Ama hoşunuza gitmeyecektir: sizin için yeterince yoz, yeterince dekadan değil, fazlasıyla içten ve dürüst bir roman; size, itiraf etmiş olduğunuz gibi Bergotte lazım: gelişmiş zevk düşkünlerinin bıkkın damaklarına kokuşmuşluk gerek. Sizin grupta beni yaşlı bir asker gibi görüyorlardır herhalde; benim hatam, yazılarımda yüreğimi ortaya koymam; modası geçti artık bunun; ayrıca halk tabakasının hayatı sizin züppeleri ilgilendirecek kadar seçkin değil. Arasıra İsa’nın sözlerini hatırlamaya çalışın: ‘Böyle yap, yaşarsın.”

Reklamlar