Etiketler

Sanırım aramızdaki fark bu Mary'im sonsuza dek yaşayacağını düşler öyle ki,
bu yaşamdan başka bir yaşama, uykudan uyanıklığa geçebildiği kadar rahat geçebileceğini sanır.
Bunu tüm vücuduyla bilir. Bildiği için de nasıl nefes almayı düşünmezse bunu da düşünmez.
Bu yüzden, Mary'nin uyumaya, dinlenmeye, kısa bir süre için de olsa yokolmaya, zamanı var.
Öte yandan ben , iliklerime ve kemiklerime kadar bilirim ki günün birinde, er ya da geç yaşamım noktalanacak.
İşte bu yüzden uykuyla savaşıyorum, ona kul köle oluyorum ve hattâ gelmesi için hilelere başvuruyorum.
Uyku zamanı benim için büyük acı ve ıstırap kaynağıdır. Bunu biliyorum, çünkü şimdi uyandım ve o ezilmeyi hissediyorum.
Uykularımda çok hareketli vakit geçiririm. Rüyalarım, o gün olan olayların artık saçma bir hal almış olan tekrarlarıdır.
Boynuzlar ve hayvan maskeleri takmış danseden adamlar gibi. Mary'den çok daha az uyurum.
Mary daha çok uykuya gereksinimi olduğunu söyler. Ben de daha az uykuyla yetinebileceğimi kabul ederim.
Sadece vücutta yiyeceklerden alınan ve depolanan pek çok enerji vardır. Kimi bunu hemen kullanır.
Çocukların şeker yemeleri gibi. Ya da çocukların şekeri kâğıdından yavaş yavaş çıkarmaları gibi yavaş yavaş kullanılabilir.
Şekerinin yarısını saklayıp böylece uzunca bir süre şekerlerini bitirmeyen küçük kızlar vardır. Mary sanırım benden uzun yaşayacak.
Sonra kullanmak için hayatının bir bölümünü saklıyor çünkü. Neden pek çok kadının erkeklerden uzun yaşadığı üzerinde düşünülmeli.

J. Steinbeck-Mutsuzluğumuzun Kışı

Reklamlar