Etiketler

, ,

durup boynunu bükme öyle
geçilesi köprüler yıkılır
ismini denize düşürür martılar
ayrılık bir durağın reklamını söker
halk yürümez sıhhiyeden
unutulur kara simidin tadı
bir şiir kitabı alırım zafer çarşısından
dua edip elhamraya girerim
güvercinler konar susamlı ağzına
durup boynunu bükme öyle
rilke şaşkın kalır dörtlügün yamacında
durur yağmur, saçlarını bulamadığından
pencerelerden düşer çiçeksiz saksılar
şehir ağlar, ıslanır kaldırımda ki gazeteler
rimelleri akmış göz olursun
üşür ellerim, sığınacak söz bulamam
üşür benimle bir kestanecinin elleri
utanmaz adam olur ardından ağlarım
pazar çadırları kurulur şiirimize
kese kağıdına sardırırım anımızı
saati olmayan bir kol ararım
karanfil sokakta kokunu ararım
durup boynunu bükme öyle
gri kapıda geçmiş zamanı ararım
soğuk paltomun yakasından sokulur
kararır gözlerim, sisten sanırım
akşama doğru en şık halini alır
vitrine konulan zengin yalnızlığım
durgun yürüyüşün akar musluktan
seyrettikçe karışır sakalıma suskunluğun
bir kız çocuğu uzatır elma şekerini
uzanır yüzüme küskün gülüşün
durup boynunu bükme öyle
ayrılık kuru bir şarkıya dönüşür.

Turuncu

Reklamlar