Etiketler

"Anny birden bire:
-Şimdi gitmelisin. Birini bekliyorum,- diyor.
İstemeye istemeye kalkıyorum. -Ne zaman, görüşebiliriz?- -Bilmiyorum, yarın Londra'ya gidiyorum.-
-Dieppe yoluyla mı?-
-Evet, sanıyorum oradan da Mısır'a geçeceğim. Gelecek kış Paris'e uğrarım belki, yazarım sana.-
Sıkıla sıkıla: -Yarın bütün gün boşum,- diyorum.
Kuru bir sesle cevaplıyor:
-Evet ama benim pek çok yapacak işim var. Görüşemeyiz. Mısırdan yazarım sana. Adresini ver yeter.-
-Peki.-
Karanlıkta bir zarfın köşesine adresimi çiziktiriyorum.
Aslına bakarsan Anny'nin yazmayacağını
biliyorum. Belki on yıl sonra tekrar görüşebiliriz. Belki de bu son görüşümdür onu. Beni kahreden, yalnızca,
ondan ayrılmış olmam değil, yeniden yalnız kalmak korkusu.-
Kalkıyor; yolcu ederken kapıda usulca dudaklarımdan öpüyor.
Gülümseyerek :
-Dudaklarını hatırlayayım diye öpüyorum.- Ruhsal deneylerim -için, anılarımı yenilemem gerekiyor.-
Kolundan tutup kendime çekiyorum. Direnmiyor ama başıyla hayır diyor.
-Hayır. Beni ilgilendirmiyor artık bu. Yeniden başlayamayız… Hem, erkekler bu işe yarıyorsa, ilk rastladığım
biraz güzel bir delikanlı senin yerini tutar.-
Bırakmadım kollarını, usulca:
-Demek, yeniden bulduktan sonra terk etmek zorundayım seni.-
Şimdi açık seçik görebiliyorum yüzünü. Birdenbire sararıp çöküyor. Karşımda tükenmiş, korkunç bir yaşlı Kadın yüzü var; bu yüz… eminim, Anny bile bile takınmadı bu yüzü: bu yüz kendiliğinden belirdi.
-Hayır, yeniden bulmadın ki beni,- diyor ağır ağır. Kollarını çekip kapıyı açıyor. Koridor ışık içinde. Gülmeye
başlıyor
Anny: -Zavallı. Talihsiz adam.
İlk kez iyi oynuyor rolünü, ama tiyatro bomboş. "

Sartre-Bulantı

Reklamlar