Önce şu var; başlangıçlar gerçek başlangıçlar olmalıydı. Yazık! ne istediğimi ancak şimdi anlayabiliyorum.
Gerçek başlangıçlar bir trampet sesine, bir caz havasının ilk notalarına benzer, sıkıntıya hemen son verir,süreyi sağlamlaştırır.
Akşamlar, öteki akşamlardan ayrı, bir mayıs akşamıydı, geziniyordum, diye söze
başladığımız akşamlar olmalıydı. Geziniyorsunuz, başıboş, elleriniz ceplerinizde, ay gelmiş ışımıştır üzerinize.
Sonra birden düşünürsünüz, Bir şeyler oluyor, dersiniz. Nasıl bir şeyler? nasıl olursa olsun: karanlıkta çıt diye bir ses duymuşsunuzdur, bir gölge geçmiştir yanınızdan. Ama bu ince olay tüm ötekilerden özgedir: hemen anlarsınız, bu olay kocaman bir biçimin başlangıcıdır, çizgileri sisler içinde yiten
kocaman bir biçimin. Ve hemen kendi kendinize, -Bir şeyler başlıyor şimdi dersiniz.-
Bir şeyler başlıyor bitmek için: serüven uzamaya gelmez; bitişiyle anlam kazanır. Ben de bu bitişe, belki benim de ölümüm olan bu bitişe doğru sürükleniyorum.

Her an başka anları getirmek için var olur. Bütün yüreğimle yapışıyorum her an’a: bu an’ın tek bir an olduğunu, öteki anların onun yerini tutmayacağını
biliyorum, ne var ki yok olmasın diye tek bir hareket bile yapamazdım.

Reklamlar