eskidendi çok eskiden
uçurum kenarlarına ev yapmayı seven bir adam vardı.
evinin tabanı camdandı.
her gece dalgaların arasında uyuklar
sonsuzluğa tükenmez kulaçlar atardı.

eskidendi baya eskiden
adam henüz adamlığın ne olduğunu bilmiyordu
ve özgürlüğe çıkış arayan dalgaların,
neden bu kadar sinirli olduğunu da bilmiyordu.

camın kırılganlığını
uzun süredir yüzüne bakmadığı aynasının
kendisine kırılması sonucu öğrendi.
ayna da paramparça yüzünü gördüğü andaki dehşet,
camın kırılgan olduğunu anladığı anda ki dehşetten daha az ürpertti onu.

eskidendi dün gibi eskiden.
evi ve dünya arasında ki köprüyü
kayaların üzerine atmıştı bilinçsizce
dalgalar kayalıkları aşsın diye belki…

eskidendi hüzün çağının başlarına doğru bir eskiden
annesinin birkaç yıl giysin diye
bir karış uzun aldığı pantolonun,
artık kısa geldiğini anlayan bir çocuğun hüznünü taşıyordu
o adam bir zamanlar bu hayata sığıyordu…
MD

Reklamlar